Sayfalar

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Beylik Laflar- Devrim Fikri Üzerine



Ne zaman gaza gelsem "isyan, devrim, özgürlük!" diye bağırmaktan alıkoyamam kendimi. Tüm hayatı kapitalist düzen içinde yaşayıp sonra aslında isyan ediyormuş gibi davranmak... Kendini solcu olarak etiketleyeceksen/etiketkettireceksen bu tür ritüeller şart. Hele hele bağırma şeklinde tezahür ediyorsa bu ritüel dadından yinmez.

Devrim, sosyalizm(ve tabii komünizm) düşüncesine kadar üretim biçiminin dönüşmesinde hiç bir zaman ön koşul olmadı. Üretim biçimi bir anda değişmemiş dönüşmüştür. Örneklemimizi Batı üzerinden götürürsek köleci düzenden feodalizme ya da daha yakın olanına bakacak olursak feodalizmden kapitalizme dönüşüm sürecinde devrim sadece üstyapıyı şekillendirmiştir. Altyapıdaki, hızı değişebilen, bu kendiliğinden süreç, devrimin zamanının da ve hatta niteliğinin de birincil belirleyicisidir.

Üretim tarzlarının temel belirleyici olduğu gerçeği ile 19. yy'da yüzleşilmesinin ardından bu sürecin hızlandırılması, çarçabuk "daha güzel" günlere ulaşılması isteği devrim fikrini ön plana çıkarmış olsa gerek.

İlerlemeci düşünce tarzı içerisinde kapitalizmin ilerici rolü bitmeden yani marjinal fayda eğrisinin tepe noktasına ulaşmadan(kıçımdan uydurdum valla yanlışsa iktisatçıların beşer tokat hakkı var bünyemde) yapılan her devrim hareketi sosyalizm hareketine vurulan bir darbedir ve güdük kalmaya mahkumdur. Hernasıl kapitalizmin üretim birimleri feodalizmin içinden çıkmışsa sosyalizmin üretim birimleri de kapitalizm içinde şekillenecek, onun kurallarına göre oyun oynayacak ve oyunu bu şekilde zamanı geldiğinde kazanacaktır. Sonrasında ise devrim kendine yeni bir Marianne bulup eline bir bayrak ve tüfek verip zaferin ilanı olarak sokaklara çıkacaktır.

Aşırı beylik laf ettim ve başlığı buna göre değiştirdim, affedin tutamadım kendimi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder